Kat Mülkiyeti Kanunu’nda Gecikme Tazminatının Hukuki Niteliği

Kat Mülkiyeti Kanunu’nda Gecikme Tazminatının Hukuki Niteliği

 

 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun “Anagayrimenkulün genel giderlerine katılma” başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrasında:

 “Gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki ödemede geciktiği günler için aylık yüzde beş hesabıyla gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür.”

 denilerek payına düşen ortak giderleri ve bunun için toplanacak avansı ödemeyen kat malikinin aylık yüzde beş oranında gecikme tazminatı ödeyeceğini öngörülmüştür. Bu fıkrada kullanılan ve 1983 tarihli bir değişiklik[1] ile kanuna giren “gecikme tazminatı” ibaresinin hukuki niteliği hakkında doktrinde, yargı kararlarında ve uygulamada ihtilaf bulunmaktadır.

 Doktrinde kimi yazarlarca savunulan bir görüşe göre gecikme tazminatı, asıl alacağın gününde ödenmemesinden dolayı alacaklının “gerçekleşeceği kabul edilen” zararının karşılığıdır.[2] Dolayısıyla, alacaklının zararı olup olmadığını dikkate almayan faizden farklıdır ve bu iki kalemin birlikte talep edilmesinin önünde engel yoktur. Yargıtay’ın da doktrindeki bu görüşü destekleyen bazı kararlarının olduğunu belirtmek gerekir.[3]

 Ancak Kat Mülkiyeti Kanunu’nun amacı, maddenin bütünü, faiz ve tazminat kavramlarının işlevi incelendiğinde, burada tazminat ibaresinin teknik anlamıyla kullanılmadığı ve aslında gecikme faizi ile ilgili bir düzenleme olduğu sonucuna varılacaktır.

 Gecikme tazminatı talep edilebilmesi için en öncelikli koşul, gecikmeden dolayı bir zararın bulunmasıdır ancak ilgili fıkraya bakıldığında zarara ilişkin herhangi bir ifadeye yer verilmediği görülür. Gecikme faizi ise muhtemel zararların giderilmesi amacıyla kanun koyucu tarafından öngörülen bir karşılık olup talep edilebilmesi için zararın doğmuş olması aranmaz. Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 20. maddesi incelendiğinde kanun koyucunun teknik anlamda “gecikme tazminatı” ifadesini kullanmadığı, burada aslında kat maliklerini kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeye teşvik etmek ve doğması muhtemel zararlar için hukuki bir çare tesis etme amacında olduğu görülür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bir kararında bu hususa açıklık getirmiş ve söz konusu durumun yasal düzenlemeler sırasındaki özensizlikten kaynaklandığını belirtmiştir.[4]

 Sonuç olarak, kanımca, payına düşen ortak giderleri ve bunun için toplanacak avansı ödemeyen kat malikine yöneltilecek talep, yalnızca aylık %5 oranında gecikme faizi olabilecektir, buna ek olarak yasal faiz oranının işletilmesi söz konusu olamaz.



[2] Kat Mülkiyeti Hukuku, Mahir Ersin Germeç, Seçkin Yayıncılık, 10. Baskı (2021), Ankara, 476.

[3] Yargıtay 18. HD, E. 2015/7375, K. 2016/2813, T. 22.02.2016

[4] HGK. 16.06.2004 T. E:19-357, K:360

 

 

 

Av. Sena ÇİÇEKLİ

 

Yorumlar

Soru, Görüş veya Yorum Bırakabilirsiniz..