Karşı Taraf Vekalet Ücreti Avukata mı Aittir?

Karşı Taraf Vekalet Ücreti Avukata mı Aittir?

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun ‘Avukatlık ücreti’ kenar başlıklı 164. maddesinin son fıkrasına göre, “dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti avukata aittir”.

Peki, kararda sehven vekalet ücretinin unutulması hâlinde bunu talep hakkı kimdedir?

Yukarıda alıntılanan Avukatlık Kanunu hükmü tek başına değerlendirildiğinde, bizzat avukatın kendi nam ve hesabına vekalet ücretini mahkemeden talep edebilmesi mümkün gibi görünmektedir. Ancak yargı içtihatları ve uygulama incelendiğinde durumun böyle olmadığı anlaşılır. Anayasa Mahkemesi, Avukatlık Kanunu madde 164’ü somut norm denetiminden geçirirken bu konuda oldukça önemli bir tespitte bulunmuştur.[1] Şöyle ki:

“Avukatlık Kanunu'nda yer alan "Dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir" kuralının avukat ile müvekkili arasındaki hukuki ilişkide geçerlilik gösterdiğine şüphe bulunmamaktadır. Zira yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinin avukatın taraf olmadığı, sadece taraflardan birini hukuki yardım amacıyla temsil ettiği davada, avukat yararına değil bizzat taraf yararına hükmedilmesi usul hukuku kararlarından kaynaklanan bir zorunluluğa dayanmaktadır. Bununla birlikte itiraz konusu kural, avukat ile müvekkili arasındaki hukuki ilişkide geçerlilik gösterecek, mahkeme tarafından davada taraf yararına hükmedilen kanuni vekalet ücreti avukata ait olacak ve avukat bu ücreti müvekkilinden talep edebilecektir.”

Yani Anayasa Mahkemesi’ne göre “vekalet ücreti avukata aittir” hükmü, usul hukukundan kaynaklanan bir zorunluluk nedeniyle müvekkil ile avukat arasındaki ilişkide bir tespit yapar. Bir diğer deyişle, Avukatlık Kanunu’nun ilgili hükmü avukata mutlak değil nispi bir hak tanımıştır. Avukatlık Kanunu’nun gerekçesi de bu yorumu doğrular nitelikte bir açıklama yapmakta:

“'Dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir' hükmü ... avukat ile müvekkil arasındaki hukuki ilişkide geçerlilik gösterir.”

 

Dolayısıyla bu dinamikte avukatın kendi nam ve hesabına vekalet ücretini mahkemeden talep etmesi mümkün görünmemektedir. Yani tarifeye göre hükmedilen yasal vekalet ücreti avukat bakımından mutlak değil nispi bir hak doğurur, bu hakkını yalnızca müvekkile karşı ileri sürebilir, usul hukuku gereğince asil sıfatıyla yargı yollarına başvuramaz.

Bu durum, özellikle ceza davalarında beraat halinde hükmedilmiş olan karşı taraf vekalet ücretlerinin avukat tarafından talep edilememesi kısıtını ortaya çıkartabilir.

Bu sebeple vekalet ücretinin usul hukuku kuralları çerçevesinde koruma altına alınması ve avukata başvurabileceği bir hukuki çare yaratılması, acil bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Av. Sena ÇİÇEKLİ